
Ensest tabusu neden var?
Fin sosyolog ve filozof Edward Westermarck'ın 1891'de yayımlanan "The History of Human Marriage" adlı kitabında açıkladığı ensest kaçınması ile bu soruya cevap bulabiliriz.Her yıl dünyanın çeşitli yerlerinden musevi çocuklar İsrail'de toplanıp Kibbutz eğitim kamplarına yerleştiriliyor. Kamplarda yaşlarına göre sınıflandırılan çocuklara çeşitli eğitimler veriliyor. Beraber büyüyen çocuklar ileride kendi içlerinden evleniyorlar. Westermarck Kibbutz'ları incelediğinde bu evliliklerde üreme problemleri olduğunu görüyor. Çocuklukta beraber büyüyen erkek ve dişi, birbirine karşı cinsel çekim hissedemiyor.
Westermarck Çin'de yerel bir evlilik türü olan Shim-pua evliliği üzerine yoğunlaştığında da aynı çıktıları görüyor. Mahalleden birinin kız çocuğu olmuşken aynı dönemde diğer komşunun erkek bir çocuğu doğmuşsa kız babası "Kızımız kızınız, oğlunuz oğlumuzdur." diyerek bebeğini götürüp erkek babasına veriyor. Kız ve erkek aynı evde beraber büyüyor, cinsel olgunluk çağına geldiklerinde de evleniyorlar. Evlendiklerinde tıpkı Kibbutz'larda yaşandığı gibi cinsel bozukluklardan şikayetçi oluyorlar.

İşte bu olguları Westermarck Effect, erken çocukluk dönemini zaman ve mekansal olarak beraber geçiren kişilerin birbirlerini ‘kardeş’ olarak algıladığını söyleyerek açıklar. Erken dönem çocuklukta zihnimizdeki yüz tanıma sistemine yüklenen bilgi ile kimi yüksek gen-benzerliğine sahip olunan birey olarak algılayacağımız ve dolayısıyla kimi cinsel olarak çekici algılamayacağımız da belirleniyor. Kimse bize "Oğlum sana kaç kez söyledim kardeşinle seks yapma!" demiyor, ama bunun hayalini kurmak bile bizde şiddetli bir duygudurum oluşturuyor ve bu duygudurum bizi bu fiilden kaçındırıyor. Zihnimizin bu çalışma prensibi, bizi gen benzerliği olan kişilerle cinsel ilişkinin zararlarından yani resesif homozigot eşleşmesinden korumuş oluyor.

Peki ne demek bu? Niçin kardeşimle sevişmemeliyim? Akraba evliliği gerçekten zararlı mı? (...)
Resesif homozigot eşleşmesi dediğimiz şeyi basit Mendel genetiği ile hatırlayabiliriz. Bezelyelerde düzgün olmak dominant özellik iken buruşuk olma özelliği çekinik gen ile aktarılır. Yani döllenme sonucu RR, Rr, Rr ve rr olmak üzere 4 kombinasyondan rr, yani ikisi de çekinik olan gen alel'i, fenotipe buruşuk olarak yansıyacaktır. Durum insanlarda da aynı ve konu kalıtımsal hastalıklar olduğunda da geçerli. Akdeniz anemisi gibi birçok hastalık çekinik gen ile yavruya aktarılır. Erkek ve dişinin ikisinden de çekinik gen gelirse hastalık yavruda aktif olarak görülecektir. Taşıyıcı (Rr) dişi ve erkeğin birbirlerini bulma olasılığı ise gen-benzerliği ile elbet ilişkili. Mesela yalnızca endogami ile (kendi içlerinden evlenerek) çoğalan Amish topluluğunda, çekinik bir özellik olan altı parmaklılık çok sık görülür. Akraba evliliği bu yüzden riskli, kuzenin ile gen benzerliğin mantıksal olarak %25. Kardeşin ile gen-benzerliğin yarı anneden yarı babadan olmak üzere %50 ve akrabalık bağı ile bu oran pozitif korele. Ensest kaçınmasının altında yatan şeylerden biri bu. Diğer nedenlere de değinmek için resesif homozigot eşleşmesini çeşitlilik konusu kapsamında inceleyelim.Çeşitlilik popülasyon için neden önemli? Soruyu bir de şöyle soralım: Niçin eşeyli ürüyoruz? Neden -bazı salyangoz türleri gibi- kendi kendimizi döllemiyoruz, ya da sporla üremiyoruz? Bu, insan popülasyonunu genişletmez miydi?
Şöyle ki... Eşeyli üremeyle çeşitlilik sağlanıyor ve bu çeşitlilik ile;- her yeni eşleşmede parazitler için bilinmeyen yeni bir mekan doğmuş oluyor ve böylece parazitlere karşı direncimiz artıyor,
- bir hastalığın tüm türü birden kırmasından korunuyoruz,
- çekinik homozigot eşleşmesi riski azalıyor ve çekinik olarak aktarılan hastalıklardan korunmuş oluyoruz,
- türün yayılıp yaşamını sürdürebileceği ortamlar da çeşitlenerek tür-içi yaşamsal rekabet azalmış oluyor.
Ensestin toplumsal bir tabu olması biyoloji temelli psikolojik itinmelerden kaynaklanıyor olmasına rağmen neden hala daha böyle ilişkilerden haber duyuyoruz?
Cinsel davranış, sabit aksiyon örüntüsü olarak karşımıza çıkmakta. Yani uygun ortamda, işaret uyarıcısı ile devreye girip sonlanıncaya kadar devam eden hazır bir programı izler. İnsan türünde cinsel davranış örüntüsü uygun koşullar altında bacak, göğüs ve bir kısım davranışlar gibi işaret uyaranları ile aktive olduktan sonra o canlı türüne özgü sabit örüntüyü takip etmek isteyecektir. Fikrimce... Kişinin alemet-i farikası olan siması dışındaki uzuvları (bacaklar vs.) yakın akrabalara yüksek gen benzerliğini sinyalleyen işaretler sunmadığı için cinsel anlamda şehveti uyandırıyor olabilir ve cinsel davranış örüntüsü böylelikle başlıyor olabilir. Çekicilik, yüz tanıma sistemimiz ve akrabalık tespiti üzerine yapılan araştırmalar ile karanlık kalan noktalar gelecekte aydınlanacaktır. Son olarak, evrilmiş psikolojik mekanizmaların optimal işlemediğini, çalışırken tam etkililik gösteremeyeceğini hatırlatmak isterim.Biz özetle bu yazıda biyolojik özelliklerimizin nasıl psikolojik doğurguları olduğunu ve bunun nasıl kültürü dahi etkilediğini inceledik. Westermarck ensest tabusunu biyolojimizde yatan özellikler ile açıklar ve bunu yaparak ilk Darwinian sosyolog olarak anılmaya başlar.
Konuyla ilgili olarak 11.yy'dan Gazali'nin, İhya-i Ulumiddin eserinde karı ve kocanın akraba yakını olmasının aralarındaki arzuyu azalttığına ve dünyaya getirecekleri çocuğun hastalık ve ssakatlıklara giriftar olacağına değinmesi dikkat çekici.
Bundan ayrı olarak bazı kimseler erkek ve kız kardeşlerin çocukluktan itibaren ayrı büyütülmesi gerektiğini söyleyebiliyor. Kardeşler arası ilişkilerde birbirleriyle temas kurmayacak şekilde büyümek nasıl sonuçlara yol açabilir artık tahmin edebiliyorsunuz.
*İlk fotoğraf E. A. Westermarck'ı, son 4 fotoğraf Kibbutz kamplarındaki çocukları göstermektedir.
Kaynakça
(Güncellenecektir.)
Buss, D. M. (Ed.). (2005). The handbook of evolutionary psychology. John Wiley & Sons.Westermarck, E. (1926). The history of human marriage (Vols. 1–3). London: Macmillan.
07.07.2018
Ensar ACEM


Yorumlar
Yorum Gönder